Ana sayfa / Cihat Kutluca Blog / Biliyordum Geleceğini

Biliyordum Geleceğini

Aslan ve tilki çok iyi arkadaşlarmış. Beraber avlanır, beraber eğlenir hafta sonları balık tutmaya giderlermiş. Zaman arkadaşlıklarını perçinlemiş ve çok iyi birer dost olmuşlar. Aslan avını yakalayınca tilkiye, tilki yakalayınca ise aslana haber verir, beraberce yerlermiş. Dostlukları boyunca birçok kere tuzaklardan, avcılardan ve diğer tehlikelerde hep birbirine yardımcı olmuşlar birçok kez birbirlerinin canlarını kurtarmışlar.

Gününü hoşça geçiren iki dost, her gün ormanda gezintiye çıkar, diğer hayvanlara işlerinde yardım eder, herkese iyilik yapar, ormandaki gezintilerini bitirdikten sonra evlerine dönerlermiş. Zaman gelmiş ki dostlukları bütün ormana duyulmuş. Bunu gören diğer hayvanlar, içlerinde keşke benimde böyle bir dostum olsa diye kıskanır olmuş.

Bir gün tilki aslanla vedalaştıktan sonra evine dönmüş. Dedesinden kalan halende eskidiği için atmadığı koltuğuna uzanıp, aslanla birlikte çektirip çerçevelettiği duvardaki resme bakarken, kapı çalmış. Hayırdır inşallah diyerek yerinden kalkmış ve karşısında ev sahibi baykuşu görmüş;

– Hayırdır Baykuş efendi? demiş.
– Ne hayrı tilki, 3 aydır evin kirasını ödemiyorsun. Bizimde kendimize göre bir düzenimiz var değil mi?
– Efendim elim biraz sıkışık. Bu ay timsahın yanında çalıştım ama halen hakkım olan parayı vermedi.
– Ben bilmem tilki efendi. Aslanla aylak aylak gezeceğine kiranı öde, yarında kiranı ödemezsen evi derhal boşalt!

Tilki olduğu yerde hiçbir şey diyememiş. Kapıyı kapatıp içeri girmiş. Takvimin yaprağından bir dal kopararak ve içinden;

– Yarın cumartesi! Aslanla balık tutmaya gideceğiz demiş ve neşesi azda olsa yerine gelmiş.
Sabah olunca kömürlükten oltaları çıkarıp gölün yolunu tutmuş. Göle vardığında aslan oradaymış. Biraz muhabbet ettikten sonra, aslan tilkinin bir derdinin olduğunu hemen anlamış;

– Hayırdır can dostum! Nedir bu halin? Demiş.
– Bir şey yok be üstadım. Bugün çok balık tuttuk ha ne dersin?
– Var sende bir şeyler var. Hadi anlat derdini, biz dost değil miyiz?

Tilki çekine çekine anlatmış herşeyi.

– Dün Baykuş geldi… Benden ev kirasını istedi. Timsahtan maaşımı alamadığım için kirayı ödeyemedim. Bugün de vermessem evden atacak beni. Diyordum ki, senden biraz borç alsam…

– Tabi ki olur dostum, dert ettiğin meselede bu muydu. Allah iyiliğini vermesin. Ne kadar senin evin kirası?
– Yirmi bin…
– Aslan parayı vermiş ve tilki kirasını ödemiş.

Tilki dostuna mahcup olduğunu düşünüp, hemen timsahın yanına koşmuş. Kapısını sertçe çalarak;

– Timsah! Timsah! Çık dışarı çabuk! demiş.
– Ne oldu, ne var?
– Bir ay çalıştım ama maaşımı alamadım daha, çabuk ver paramı!
– Tilki efendi. Ben yaşlandım artık aklım gelip gidiyor. Yanımda bir ay çalıştığını hatırlamıyorum. Yoksa neden vermeyeyim paranı. Gel sen bir ay daha çalış bende not alayım senin çalıştığını. Ona göre vereyim paranı demiş timsah.

Tilki çaresiz kabullenmiş.

Tilki bir ay boyunca timsahın odunlarını kırmış, dereden su taşımış, bahçesini bellemiş. Nihayet bir aylık süre dolmuş. Bir aydan sonra tilki her parasını istediğinde, bu seferde “Bir aylık süre dolmadı” diye savuşturuyormuş tilkiyi.

Tilki bugün 37. gün ama timsah paramı halen vermedi deyip iç geçirirken kapı çalmış. Ev sahibi yine dayanmış kapıya.

– Tilki efendi! Tilki efendi kirayı yine geciktirdin. Bir daha olmasın yarın getir paramı!

Tilki ne söyleyeceğini bilememiş.

– Efendim… Şey… Getirecektim… Aslındaa… demeye kalmadan Baykuş kapıyı çarpmış gitmiş.

Tilki morali bozuk bir şekilde evden çıkıp ormana doğru yürüyüş yapmaya karar vermiş. Onun bu halini gören aslan hemen yanına gitmiş.

– Dostum, dostum nedir bu halin. Seni bu aralar pek kederli görüyorum. Bu beni çok üzüyor.
– Timsah paramı yine vermedi üstadım. Baykuş atacak beni evden bu gidişle… Diyorum ki senden biraz daha borç para alsam…

Aslan hiç çekinmeden cebindeki paranın hepsini tilkiye vermiş. Tilki parayı aldıktan sonra hiçbir şey diyemeden ağlayarak ayrılmış aslanın yanından. Lütfen kendine dikkat et diye bağırmış arkasından. Aslan evine dönerken dostluklarını kıskanan kuşlar, yılanlar, böcekler kesmiş hep yolunu,

– Paranı hep tilkiye veriyorsun. Sen o paraları çalışarak kazanıyorsun. Kolay mı kazanılıyor o paralar? diye dedikoduya başlamışlar.

– O da çalışıyor ama Timsah onun parasını vermiyor! demiş aslan.
– Nerden biliyorsun çalıştığını?
– O benim dostum. O istesin dünyayı sererim ayaklarına. Bu canımı bile veririm.
– Peki o senin için canını verir mi? O sadece bir kurnaz. Senin üstünden geçiniyor.

Aslan bir kükremiş. Ortada canlı adına tek bir kişi kalmamış. Herkes taşların ağaçların arkasına saklanmış. Lakin o düşünceleri aklından bir türlü çıkaramamış. Günler geçmiş, haftalar geçmiş, kurnaz timsah vermemiş tilkinin parasını. Oyalamış, kandırmış; kalbi melekler kadar saf olan tilkiyi. Baykuş yine dayanmış tilkinin kapısına.

– Artık aslanın yanına gidemem… Timsahında niyetini anladım vermeyecek benim paramı. Başka bir iş bulana kadar Baykuş atar beni evden demiş.

Birden kapı çalmış. Kapıyı açtığında karşısında aslanı görmüş…
– Hayırlı akşamlar dostum. Bir sıcak çorban var mıdır?
– Gel üstadım gel oturasın.
– Senin timsahdan var mı bir haber!
– Sorma üstadım. Beni oyaladı oyaladı, tam verecek derken kayboldu ortadan.
– Demek öyle! demiş aslan

Aslan ve tilki çorbalarını içerken tekrar kapı çalmış. Tilki kapıya açınca karşısında yine Baykuşu görmüş. Baykuş durur mu kapı açılır açılmaz bağırmış hemen.
– 3 aylık kira mı peşin vermessen boşalt artık evimi! Senle mi uğraşacağım her ay!
– Canımı mı vereyim Baykuş Efendi? demiş tilki.

Aslan bağırışmaları duyunca
– Ne oluyor burada? diye karışmış lafa.
– Bu tilki her ay kirasını geciktiriyor aslan bey. Bıktım bundan artık demiş.

Tilki mahcup. Dokunsalar ağlayacak dereceye gelince Dudaklarından iki kelime dökülmüşü aslana karşı;
– Borç para…

Aslanın kısa süre içinde aklından yüzlerce düşünce geçmiş. Kendi kendine;
– Bir yandan; ya gerçekten timsah yoksa ya beni gerçekten kandırıyorsa tilki diye düşünürken diğer yandan o benim yıllarımı geçirdiğim dostum diye düşünmüş. Dostluklarını hatırlamış. O düşünce karmaşası içinde, aslında yeni maaşını almış olan aslan;
– Dostum. Canım. Biricik yol arkadaşım. Bugün bütün paramı bir hayır işi için kullandım, demiş.

Baykuş canı sıkkın;
– 3 aylık kiranı ödemezsen yarından tezi yok boşaltacaksın evi ona göre deyip gitmiş.

Aslanla tilki biraz daha oturmuşlar. Aslan yalanını belli etmemek için, işim var deyip ayrılmış tilkinin yanından. Yolda yaptığı yanlışın farkına varmış ama ona şimdi yalan söylediğimi nasıl söylerim diyerek iç çekip durmuş. Gözüne uyku girmemiş bütün gece. Dostunu düşünmüş durmuş. Dostunu paraya tercih ettiğinin farkına varmış bütün gece ağlayıp durmuş. Sabah olduğunda;

– Allah’ım! Ben ne yaptım! Diye bağırarak koşmuş tilkinin evine. Vardığında bomboş bir evle karşılaşmış. Tilki kapının girişine asmış aslanla beraber çektiği resmi. Altında şu not yazıyormuş;

– “Biliyordum geleceğini”

Tilki o gece ormanı terk etmiş. Bütün orman ahalisi bir olup tilkiyi aramış fakat kimse bulamamış. Birkaç gün içinde herkes aramayı bırakmış ama aslan devam etmiş. Aylarca aramış dostunu. Ama ne çare!

Tilkinin kürkü insanların ayaklarına paspas olmuş. Aslanın bütün hayatı bulamayacağı halde tilkiyi aramakla geçmiş. Aslan o günün sabahından sonra kimseyle konuşmamış. Ağzından çıkan son söz, yıllar önce dudaklarını hafifçe kıpırdatarak okuduğu bu söz olmuş:

– “Biliyordum geleceğini!”

Eğer bir gün dostun senden büyük bir borç isterse, ya dostunu kaybedersin, ya paranı. Aslan parasını tercih etti. Bizler dostunu tercih edenlerden olalım Vesselam. 

14.2.12
Cihad KutLuca

Bir Cevap Yazın