Eskiden

Eskiden…

Yoğurda şeker katmadan yenilmeyeceğini sanırdım… Ve babam bana 5 tl karşılığında çorba içirir ve kitap okuturdu…

Eskiden…

Ramazanlarda sobanın karşısına sofrayı kurup annemin kat kat ıspanaklı böreği çıkarmasını beklerdik… O zamanlar tek derdim belki de annemin kat kat böreği, sucuklu yumurta ve helvayla çay içmekti herhâlde… Haa bir de ailem

Eskiden…

Kardeşlerimle hep birlikte yerde yatardık… Buna rağmen hiç bir şeyden şikayet etmezdik… Düşünsenize 5 kişi aynı oda da ve mışıl mışıl uyuyor… Şimdi ise 2 kişi aynı oda da kalamıyoruz.

Eskiden…

Hasta numarası yapardık annem güzel yemekler pişirsin diye… Yaramazlık yapardık ama bunu o kadar güzel yapardık ki, gülmenin gerçek karşılığını bulmuş gibi…

Eskiden…

Hep gülerdik. Sorunumuz yoktu. Derdimiz yoktu… Ağlamazdık… Kavga etmezdik, edince de üzülürdük… Hayat her şeye rağmen güzeldi. Düşünce, bir yerimiz kanasa ve ya acısa, Ahh “ona olacağına bana olsaydı diyen bir annemiz” vardı.

Şimdi mi?

Koskoca bir bozgun ve dağınıklık… Kavga etmeyi öğrendik, kalıcı küslükleri… “Koca adam oldu onu da mı ben yapayım” demeyi öğrendik. Bağırmayı, moral bozmayı… Küçükken bu olunca ertesi gün hemen barışırdık. Annemize küsünce diğer gün hemen koşar boynuna sarılırdık. Sanırım çok şey değişti.

Çünkü büyüdük… Ve her şey eskide kaldı…

Bir Cevap Yazın