Ev / Cihat Kutluca Blog / Mektuplar / Benim Hayatım / Benim Hayatım – 2 (3. Bölüm)

Benim Hayatım – 2 (3. Bölüm)

Erzurum’a ilk kez gitmeden önce. Sivas otobüs terminali

Adım Cihat. Bence insanın öldüğü zaman Yaradana anlatabileceği mükemmel bir hikayesi olmalı. Hikayem o kadar mükemmel değil ama anlatabilirim.

Erzurum benim için düşüncelerimden, ailemden ve bağlı olduğum değerler zirvesinden ivmeli bir düşüştü. Üniversitede ki yalnızlığımın ve karamsarlığımın kesinlikle düşüncelerimden ve ailemden kaynaklandığını anlamıştım. Ortaokulda dışarıda ki insanlara karşı neşeli kimliğimi ilk kez burada tekrar kazanmıştım. Bu seferde onlardan saklayacağım şeyler böyle böyle çoğaldı.

Erzurum’da göreve başladığımda 23 yaşındaydım. İlk kez kızlarla aynı ortamda bulunuyordum. İlk kez canlı müziğe gidiyordum. İlk kez otelde kalıyordum. İlk kez nargile dumanına bu kadar çok yaklaşıyordum. İlk kez, ilk kez, ilk kez… Kendi hayatımı kendim idare ediyordum. Kimseye sormadan ve hiç sorgulamadan…

Görev yaptığım köyde yaklaşık 10 öğretmendik ve sürekli olarak beraberdik. İlk başlarda düşüncelerim gereği kendimi uzak tutmaya çalışsam da üniversitede yaşadığım hayatı istememem, içimde köşeye sıkışmış kişiliğin ortaya çıkmak istemesi ve ailemden uzak bir hayat beni akıntıya kapılmış bir sandal gibi kendine çekiyordu. Ben de artık kendimi sınırlamıyor insanlara karşı içimden geldiği gibi davranmaya başlıyordum.

Erzurum’da ilk aylar. Şamata canlı müzik.

Benim değerler zirvesinden ivmeli düşüşüm bu kadar kolay olmadı. Tabi ki eskiye gelip gitmelerim oluyordu. Bu durumlarda bazen ortamın akışına kapılıyor gidiyor, bazen sessizce düşünmek için ayrılıyor belli bir süre sonra tekrar durduramadığım kişiliğimin esiri oluyordum. Bunca sene değer verdiğim küçük duygular artık beni huzurlu etmemeye başlamıştı. Bir daha da etmeyecekti. Çünkü hayat yaşanılandan başkası değildi.

Erzurum’da 4 kış içinde kaldığım okuldan bozma lojman.

Gelip gitmelerim belli bir süre sonra kayboldu. Artık “battı balık yan gider” hesabı yaşadığım hiç bir şeyi sorgulamadım. Zaten ailemin hiç bir şeyden haberi yoktu. Abim ve babam hariç yaşadığım “harabeyi” gören başka kimse yoktu. Arada beni arıyorlar, bazen ben arıyordum.

  • “Paranı biriktir paranı. Oradaki dertleri boşa çekmiş olma.”

Sadece bu. Gerçi ne bekleyebilirsin ki? Her insanın dertleri olur. Zira aynısını herkes söylüyordu. “Ne haldeyim, bir arayıp sorduğunuz yok.”

Ve içimde ki doyumsuz yaratık böyle böyle ortaya çıktı.

Erzurum’da y isimli bir kızla tanışmaya başladım. Aynı okulda görev yapıyorduk. Sınıf öğretmeniydi. Açık bir bayandı, fazlasıyla açıktı. Sigara kullanıyordu. Alkol alıyordu. Üniversite hayatımda tiksinerek baktığım insan tarzlarının başını çekebilecek birisiydi. Hatta ona şöyle diyordum. “Üniversitede yolda karşıma çıksaydın, yolumu değiştirirdim.” Ama onu tanıdıkça fikirlerim değişti, gönlüm açıldı. İçimden çıkmaya çalışan kişiliği tam olarak bu kişide olduğunu düşünüyordum. Çünkü çok iyi anlaşıyorduk. Aynı gibiydik. İki beden tek ruh gibi…

Aileden habersiz giden hayatımın tekrar onunla kesişmek istediği bir durum… Onunla evlenmek istediğimi nasıl söyleyebilirdim? Söylesem kesinlikle karşı çıkacaklardı. Bunu ikimizde biliyorduk. Hatta ona diyordum ki “Ailemle sen arasında kalsam, kesinlikle sen” derdim. Fakat böyle bir tercih şansım asla olmadı. Çünkü haberleri bile olmadı. Sonra havadan sevdiğimi düşünmeye başladım. Çünkü seni tercih ederim demek kolaydı ama böyle bir tercihin içine düşmek istemedim.

Sevgilim. Seni her şeyden çok sevdiğim konusunda ikimize de yalan mı söylüyordum? Kimse seni benden daha çok sevemez, kimse sana benim sana verdiğimden daha fazla değer veremez derken yalan mı söylüyordum? Peki neden hiç bir şey yapmadım sen gözlerimin içine bakarak giderken? Peki çok sevmesem bu üzüntü neden?..  Gittiğin gecede kaldı aklım…

Kendi yolumu çizemezdim. Aileden bağımsız yaşadığım bir kaç sene sadece gerçek kişiliğimi ortaya çıkarmıştı. y bana nasıl bir insan olduğumu göstermişti. Ben de ona nasıl bir insan olamayacağını…

Eski hayatımla gelip gitmelerim devam ediyordu. Bu yüzden onu dar bir kalıbın içine sokmaya çalışıyordum. Kötü olarak nitelendirilen alışkanlıklarını bırakması için zorluyordum. Hatta onu o kadar zorluyordum ki “Yapamıyorum, hayatımdan vazgeçemiyorum” diyerek geceler boyu ağladığı oluyordu. Sivas ayazında narin bir çiçek yetiştirmeye benziyordu. Kısa zamanda soldu. 6 ay sürdü.

Ve her şey kendin için yaşamaya başlayana kadar güzel gidiyor. Fakat bu kadar doğru bir hayat yaşadığını düşündükten sonra insan bazen hata yapmak istiyor. Gittiğin yol yol değildir belki. Fakat kendi kararlarınla ve sorumluluğunu alarak verdiğin bir yol bazen en kötü yoldan daha iyidir. Keşke bunu anlaması gereken tek kişi ben olsaydım.

3. Bölüm Sonu

Ayrıca Kontrol Et

Seni Kaybetmek (Bana Neden İnanasın?)

Dedi ki; Sevmen yetmez gelmen gerekir. Senin sevgin bize yetmez. Kendime özgüvenim hiç olmadı. Hiç …

Bir Cevap Yazın