Ev / Cihat Kutluca Blog / Mektuplar / Benim Hayatım / Lise Öğretmenlerim (Eskiye Dair Bir Değerlendirme)

Lise Öğretmenlerim (Eskiye Dair Bir Değerlendirme)

İnsan belli bir yaşa geldikten sonra geçmiş hayatını daha çok sorguluyor. Hatalarını veya gurur duyduğu şeyleri… Bunu belki yeniden aynı şeyleri yaşamaya cesareti olmadığı için belki de artık çok yorulduğu için yapıyor bilinmez.

Sanırım sözlerime hayatımın en çalkantılı yılları olan lise yıllarımda ki öğretmenlerimden başlayacağım. Ve genellikle güzel şeyler söylemeyeceğim için kişilerin isimlerini (maalesef) kalın puntolar ile belirtemeyeceğim.

Edebiyat Öğretmeni
Koyu bir milliyetçiydi. Kendisini çok sevdiğim için Türk Edebiyatına merak salmıştım. Kütüphaneye gidip Yemen Türküsü ile ilgili bir kitap bulup okumaya başladım. Kitabın şivesi “gelirem, gidirem vs” şeklinde ilk kez duyduğum bir şive olduğu için biraz komik gelmişti.

Ertesi gün Edebiyat dersinde “Öğretmene” böyle böyle bir kitap okuduğumu ve bana biraz komik geldiğini söyledim. Beni yanına çağırdı ve sınıf arkadaşlarımın önünde (zaten çoğunu sevmezdim) öyle bir tokat attı ki bu yaşıma geldim o tokatı düşündükçe halen beynim sallanıyor.

Peki neden? O zamanlar sadece yediğim tokatı ve sınıfa rezil oluşumu düşünüyordum. Şimdi ise insanların şanlı davaları nasıl sapkın ideolojilere dönüştürdüklerini…

Dil ve Anlatım Öğretmeni
Bariz bir şekilde haksızlık ve ayrımcılık yapardı. Derste 31 beyit hürriyet kasidesini ezberleyenin sözlüsüne 100 vereceğini söylemişti. İki günde ezberleyip hepsini okudum. İki sözlü notu veriliyordu. Ve yanımda e-okula girerken sözlülerimin birisine 80 diğerine 100 verdi. Diğer arkadaşlarımın sözlüleri ikisi de 100 dü.

Peki ben bu 31 beyit kasideyi neden ezberledim?

Fizik Öğretmeni
Ramazan ayında ön sırada dersi dinlerken beni tahtaya çıkardı. Neden dalgınsın? dedi. Bir şey demedim. Oruçtuk uykusuz da olabilirdim. Tam hatırlamıyorum. Soluma geçti yumruğuyla omuzuma vurdu. Ayı gibiydi zaten, iyi vurdu, biraz sendeledim ama düşmedim. Çok ağrıdı ama belli etmedim. Kendisi de kuvvet konusunu anlattığı için sınıfa dönüp “şimdi anladınız mı?” diye sordu.

Halen düşünürüm, oruçlu bir insanın dalgın olmasından daha normal ne olabilir?

Tarih Öğretmeni
Allah onun belasını versin. Kilolu, kara, ufak tefek bekar bir bayandı. İlk yazılım 80di. İkinci yazılıda 60 puanlık testlerin hepsini doğru yapmıştım. Klasik sorulardan birisinde Çanakkale savaşının sonuçlarından 5 tanesini sormuştu. Bütün maddeleri ezberlemiştim. 8-9 taneydi. İlk dördünü sırasıyla yazdım. Beşinci maddeyi sonlardan yazdım. Biraz düşünsem ilk beş sırasıyla da aklıma gelirdi. Cevap anahtarımda ilk 5 sırasıyla yazılı diye beşinci maddeyi kabul etmedi. İki puan kırdı ve 88 aldım. Ortalama 84 düştü. Sözlülerime de 84-84 verdi karneye 4 düştü.

Hakkımı helal ediyor muyum? Hayır. Asılı.

İngilizce Öğretmeni
Tek kelime öğretemeyen ve tek kelime öğrenemediğim bir adamdı. Benim açımdan her sabah kalkıp okula gelmesi yerine evinde yatsa okul ve ülke adına daha hayırlı olabilirdi.

Müdür Yardımcısı
Kızın birisi bana vurup kaçmıştı. Kovalarken koridorun sonundaki kızlar tuvaletine girdi. Oraya girdiğini görünce ben de geri döndüm. Yürürken karşıma bu müdür yardımcısı çıktı. Yanından geçecektim ki kız arkadan koşup geldi ve “hocam kızlar tuvaletine girdi” dedi. Bana bir tokat vurmasın mı. Zoruma gitmedi değil ama en azından kimsenin şahit olmadığı bir tokattı.

Matematik Öğretmeni
Kilolu bir bayandı. Bana iyi davranırdı. Ayrımcılık yapmazdı. Ben liseyi bitirdiğimde seçim sandığında görevliydi. Bir lira verdi bana su alır mısın diye. Tamam dedim. Liseden ne kadar nefret ettiysem artık parayı aldığım gibi o liseye bir daha uğramadım. İyi kadındı.

Felsefe Öğretmeni
Sınıfla anlaşamadığı görünce “gel seni Şarkışlaya götüreyim, orada oku” diyen koca yürekli bir adamdı.

Biyoloji Öğretmeni
Çok severdim. Sarı sarı saçları, ayrık dişleri vardı. Bana “ne kadar güzel giyinmişsin sen” dediği zaman kendimi ve kendisini daha çok sevmeye başlamıştım.

Kimya Öğretmeni
İyi adamdı. Veliler toplantısında babama “derste eldivenle oturuyor” demiş. Adam haklı. Ama keşke tek derdim ve düşündüğüm şey o olsaydı.

Geometri Öğretmeni
Liseyi bitirmeme yardımcı olan çok iyi yürekli bir adamdı. Bazı sırlarımı paylaşırdım. Okul çıkışı, geceleri sahura kadar internet kafede takılırdık. Lisedeki kendime en yakın bulduğum öğretmenim, tek arkadaşımdı. Beraber çok güzel günlerimiz oldu. Hep onun gibi bir öğretmen olacağımı düşünürdüm ve oldum.

Sanırım bu kadar yeterli. Neredeyse tüm öğretmenleri yazdım. Belki hepsi de bize birşeyler öğretmeye çalışıyordu (Dersleri dinlemediğim için bilemiyorum). Ama çoğu halden anlayan öğretmenler olmadığı için bu hiç bir işe yaramıyordu.

Bir lise öğrencisinin aklında dersten başka her şey vardır. O yüzden derse girip ders anlatmakla öğretmen olunur mu? Hayalleri, takıntıları, dertleri yok mu bu çocukların? Okuldayken bunları siz göremeyeceksiniz de kim görecek?

Düşündüm de acaba lisede öğretmenlerimden hiç haklı yere dayak yedim mi? Hayır. Dayak yemem gereken çok zaman oldu ama 3-5 kere yediğim dayağın hepsi haksız yereydi. Belki de haklıdırlar, olayları aynen yazdım yorum sizin.

(Meraklısına isim de veririm ha)

Cihat Kutluca
06.03.2021

Ayrıca Kontrol Et

Yok (Bir Takım Dertler ve Umursamaz Gülüşler)

En çok defter hediye aldım Hepsinin girişinde Yazdıkça beni hatırla yazıyordu. Oysa ben yazdıkça kendimi …

2 Yorumlar

  1. İleride ben de yazacağım bu tür birşey. Şimdilik öğretmenlerimi tanımakla meşgulüm 😅

  2. Ve bence her çocuğun dertleri, hayalleri,takıntıları vardır. Hatta her insanın… Her insan biraz anlamalı, biraz da anlaşılmalıdır…

Bir Cevap Yazın

%d blogcu bunu beğendi: