Dünyanın Kalbini Okudunuz Mu?
Blog / Hatıralar / Konuşmadan Sevdiğimiz Henüz derecelendirme yok.

Konuşmadan Sevdiğimiz

Hiç uzun otobüs yolculukları yaptınız mı?  Cevabınız evetse mutlaka size farklı şeyler hissettirecen insalarla konuşmuşsunuzdır veya bu olaylara şahit olmuşsunuzdur… Şüphesiz uzun yolculuklar insanın düşünecek ve hissedecek kadar boş vakti olabiliyor.

5 saattir otobüs yolculuğu yapıyordum. Bütün otobüs neredeyse tamamen doluyken yolculuğun neredeyse tamamını ikili koltukta tek başıma  geçirmiştim. Sol yanımda ki ikili koltukta bir baba ve muhtemelen 16-17 yaşlarında kızı oturuyordu. Yolculuk boyunca onların o sevgi dolu yolculuklarını hayranlıkla izledim. Kız bir yandan babasının sözlerine isyankarca cevap verirken bir yandan da sürekli omuzuna yaslanıyordu. Ve kızında babası öksürürken utanırcasına etrafa bakması onun sırtına vurması…

Vakit ikindiye doğru yavaş yavaş süzülüyordu. Otobüsümüz mola vermişti. Dışarıda biraz hava alıp tekrar otobüse döndüm. Kimse yoktu. Geçtim koltuğuma oturdum. Defterimi çıkarıp yine birşeyler yazmaya karar vermiştim. Bahsettiğim kız da birazdan  otobüse geldi. Yan koltuğa oturdu. Bir de arkamda Kırşehirli yaşlı bir teyze oturuyordu. Üçümüz hariç geri kalanımız moladaydı.

Biraz sonra ön koltuktan bir ağlama sesi duydum. Doğrulup baktığımda 4-5 yaşlarında bir erkek çocuğu ağlıyordu. Yanaklarından sıktım, gözyaşlarını sildim neden ağlıyorsun diye. Annesi molada inmişti anlaşılan… Biraz sonra o kızda çocuğa çikolata verdi ağlamasın diye… Ve Kırşehirli teyze “annen gelecek gitmedi” diye çocuğun ağlamasını durdurmak istiyorduk. Çocuğun o anki duygusunu kestirebiliyordum: “Terkedilmişlik” duygusu… Annem beni bıraktı gitti duygusu… Cama yapışmış elleri, gözleri yollarda, öyle masum ağlıyordu ki…

3-4 saat sonra ikinci molamızı verdik. Sabahtan beri hiç bir şey yememiş olmama rağmen canım hiç bir şey istemiyordu. Yine de hava almak için otobüsten indim. Ayaklarım beni gözleme yapan yere götürdü. Ve birde çay aldım, orada ki masalardan birisine oturdum. Baba ile kızını da gördüm o arada, babası kıza bir şeyler yemesi için ısrar ediyordu. Baba olmak farklı bir duyguydu gerçekten…

Gözlemeyi bitirmek üzereydim. Dirseklerim masanın üzerinde ve gözlemenin son parçasını iki elimde ağzıma yakın bir şekilde tutuyordum. Biraz sonra otobüste ağlayan çocuk ile elinden tutan annesi hemen önemden geçtiler. Çocukla 5-6 saniye kadar bakıştık. Gözümü kırparak gülümsedim. O da utangaç bir tavırla bana gülüyordu. O kadar güzel bir manzaraydı ki… Susarak anlaşmak… Susarak sevmek…

Otobüse bindik tekrar. Kırşehirli teyze şeker Konya şekeri ikram etti. Biraz muhabbet ettik. Millet yavaş yavaş otobüsteki yerlerini alıyordu. Birazdan ağlayan çocukta bindi. Kırşehirli teyze ona da şeker vereyim deyince çocuk önlere doğru geldi. Hemen önümdeydi. Ben ona, o da bana bakıyordu. Utanarak gülüyordu. Gülerek bana bakıyor ve “ne var?” dercesine başına sağa sola sallıyordu. Ve sürekli utangaç bir şekilde gülüyordu.

Bu gülme benim için her şeye bedeldi. Dünya da ki en büyük sevgileri anlamak için bu gülme tek başına yeterliydi. Ve hayatım boyunca yaşadığım yalnızlığı bir kaç saatliğine de olsa buluyordum. Tanımadan sevdiğimiz insanlar aslında daha samimi değil mi? Konuşmadan sevdiğimiz…

Bu Yazıyı Beğendin Mi?

Hakkında Cihat KUTLUCA

23.05.1992 Mersin doğumludur. İlk/Ortaokul, Lise ve Üniversite’yi Sivasta okudu. Şimdi Erzurum’da Fen ve Teknoloji Dersi Öğretmenliği yapmaktadır.

Ayrıca Kontrol Et

Benim Bıçağım Var

Üniversiteyi ilk kazandığım zaman süleymancılar diye tabir edilen yurtta üç ay kalmıştım. Geceleri uyumamaya liseden …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir